Sessiz MektupLar -1-
Adam mektubuna “Sana merhaba diyemeyecek kadar uzaklardayım” cümlesiyle başladı..
Elleri titriyordu yazarkenkalemi tutmakta güçlük çekiyordu..
Saat gecenin 03:15’i idi..
Mum ışığındaderme çatma odanın içinde zaman akmıyordu
her şey sabitlenmişti sanki.
Donuk bir film karesi gibi hayâl ettiği hep aynı yüzü düşünerekO’na daha önceden söylediği cümleleri tekrar tekrar
yeniymiş gibi
yineliyordu adam..
Üzerine ne giydiğiniakşam yemek yiyip yemediğini bilmiyordu..
Masada duran küllük tek bir izmaritlik yer kalmamış halde doluydu.
Yine de biten sigarasını sürekli tazeliyordu adam..
Çalınmış bir ömrünruhsuz kalmış bedenini
taşımak zorunda olduğu için taşıdığını bilerek
zar zor alınan soluklarla
gözlerinden akan yaşları silmeden devam etti yazmaya adam;
“Seni neden unutamıyorum ve hâlâ ilk gün ki heyecanla sevebiliyorum?”..
Oksijen yerine hüzün ve acı solunurken odadayaşama ait tüm canlılık durmuş gibiydi.
Adamın içindeki tanımı yapılamayacakherhangi bir lisanda anlatılması mümkün olmayan acı parmak uçlarından kalbine süzülüyordu..
Dışarıdahâlâ insanların yürüdüğü
güldüğü
sevinç çığlıkları attığı bir yaşam vardı ve duyuyordu adam bu coşkuyu
görüyordu
kıskanıyordu deli gibi
onlar gibi olmak istiyordu ama
olamıyordu..
Dünden kalmaüzerine katran siyahlığıyla yapışıp kalmış
içine yer etmiş hatıralarla
o odanın içinde
tutukluluk halinde
devam etmek zorundaydı yaşamına.
Çok kez denediğiancak sadece deneyebildiği
sonuç olarak beceremediği ölümü
sadece bekleyebiliyordu..
Tüm gücünü kullanarakmektubuna son cümlesini yazdı adam;
“Bu mecburi hayatınSeninle geçirilmiş anlarına duyduğum saygımdan ve inandığım
kendiliğinden büyüyen
boyumu
ömrümü aşan sevginin merhametindendir ölemeyişim
Ben kendime değil
içimdeki Sana kıyamadım
hoşça kal rüyalarımın
kabuslarımın
açlığımın
tokluğumun
umutlarımın
umutsuzluklarımın tek gerekçesi
hoşça kal...”
YasakSokak "Bir Deli'nin Günlüğü" Sessiz MektupLar -1-
Adam mektubuna “Sana merhaba diyemeyecek kadar uzaklardayım” cümlesiyle başladı..
Elleri titriyordu yazarkenkalemi tutmakta güçlük çekiyordu..
Saat gecenin 03:15’i idi..
Mum ışığındaderme çatma odanın içinde zaman akmıyordu
her şey sabitlenmişti sanki.
Donuk bir film karesi gibi hayâl ettiği hep aynı yüzü düşünerekO’na daha önceden söylediği cümleleri tekrar tekrar
yeniymiş gibi
yineliyordu adam..
Üzerine ne giydiğiniakşam yemek yiyip yemediğini bilmiyordu..
Masada duran küllük tek bir izmaritlik yer kalmamış halde doluydu.
Yine de biten sigarasını sürekli tazeliyordu adam..
Çalınmış bir ömrünruhsuz kalmış bedenini
taşımak zorunda olduğu için taşıdığını bilerek
zar zor alınan soluklarla
gözlerinden akan yaşları silmeden devam etti yazmaya adam;
“Seni neden unutamıyorum ve hâlâ ilk gün ki heyecanla sevebiliyorum?”..
Oksijen yerine hüzün ve acı solunurken odadayaşama ait tüm canlılık durmuş gibiydi.
Adamın içindeki tanımı yapılamayacakherhangi bir lisanda anlatılması mümkün olmayan acı parmak uçlarından kalbine süzülüyordu..
Dışarıdahâlâ insanların yürüdüğü
güldüğü
sevinç çığlıkları attığı bir yaşam vardı ve duyuyordu adam bu coşkuyu
görüyordu
kıskanıyordu deli gibi
onlar gibi olmak istiyordu ama
olamıyordu..
Dünden kalmaüzerine katran siyahlığıyla yapışıp kalmış
içine yer etmiş hatıralarla
o odanın içinde
tutukluluk halinde
devam etmek zorundaydı yaşamına.
Çok kez denediğiancak sadece deneyebildiği
sonuç olarak beceremediği ölümü
sadece bekleyebiliyordu..
Tüm gücünü kullanarakmektubuna son cümlesini yazdı adam;
“Bu mecburi hayatınSeninle geçirilmiş anlarına duyduğum saygımdan ve inandığım
kendiliğinden büyüyen
boyumu
ömrümü aşan sevginin merhametindendir ölemeyişim
Ben kendime değil
içimdeki Sana kıyamadım
hoşça kal rüyalarımın
kabuslarımın
açlığımın
tokluğumun
umutlarımın
umutsuzluklarımın tek gerekçesi
hoşça kal...”
YasakSokak "Bir Deli'nin Günlüğü"


LinkBack URL
About LinkBacks
kalemi tutmakta güçlük çekiyordu..







Alıntı ile Cevapla
